..sağlığa dair aradığınız herşey,

doktoruz.biz "güvenilir, sağlık potalı"..

Kullanıcı ve Uzman Doktor Kayıtları Ücretsizdir!..

Doktoruz.Biz, üye doktorlarımıza gelişen internet dünyasının kapılarını ardına kadar açmaktadır. Üye Doktorlar geniş kullanıcı kitlesi sayeseinde kendilerini internet dünyasına hızla tanıtabilme imkanı bulabilmektedirler.

Uzman & Doktor Kaydı Kullanıcı Kaydı

Güncelleme: 20.06.2013 00:13:41

Toplam: 4497 defa okunmuştur.

Panik atak beynin kötü bir şakasıdır!
Gittikçe zorlaşan hayat şartları, yaşanan yoğun stres ve benzeri birçok olumsuzluk ile ortaya çıkabilen 'panik atak', çağın hastalığı haline geliyor.

Gittikçe zorlaşan hayat şartları, yaşanan yoğun stres ve benzeri birçok olumsuzluk ile ortaya çıkabilen ?panik atak?, çağın hastalığı haline geliyor. Hastalığı ?Akut ve ani olarak gelişen yoğun korku nöbeti? olarak tanımlayan Reem Nöropsikyatri Merkezi kurucusu Dr. Mehmet Yavuz, panik atak hastalarının panik dolu yaşamlarını ve hastalıkla ilgili bilgileri aktarıyor.

Panik atak, akut ve ani olarak gelişen yoğun korku ve anksiyete nöbetidir. Bu esnada öleceklerini ya da çıldıracaklarını düşünürler. Kişiler panik havası ile ne yapacaklarını şaşırırlar.

Çağın hastalığı olan ve olumsuz durumlarda yoğun korku nöbetleriyle ortaya çıkan panikatak, deprem gibi ortada görülen hiçbir neden yokken, beklenmeyen bir anda, herhangi bir yerde ortaya çıkabiliyor. İki durumunda birbirine benzerliğine vurgu yapan Dr. Mehmet Yavuz: ?Panik atakta da aynı deprem gibi artçı ataklar olur. Büyük atak sonrasında daha küçük artçı ataklar görülebilir. Ancak bunlar ilk gelen büyük atak kadar etkili olmasa da yine de çok korkutucudur. Kişi her küçük atakta büyük atak yaşayacağını düşünerek paniğe kapılır? diyerek iki durumda da yaşanılan korku ve tepkinin benzer olduğuna dikkat çekiyor. Depremde de sonraki artçı sarsıntıların her birinin, ilk büyük depremi çağrıştırarak korku yaşatması gibi panik atakta kişi korku anında ne yapacağını şaşırarak paniğe kapılabiliyor.

Ölüm korkusu baskındır
Normalde insan bir kez ölümü yaşar ve hayat biter. Ancak panik atak hastaları için durum böyle değildir. Onlar her atakta ölüm korkusunu hissederler. Bu yüzden hiç de öyle kolay ve basit bir tablo değildir. Panik atak hastaları, birçok hekim farkında olmasa da aslında tedavi açısından en öncelikli hastalardır. Her atakta adeta ölümü yaşarlar. Bunun ne demek olduğunu iyi anlamak lazımdır. Bu yüzden atak esnasında panik halinde en yakın sağlık kurumuna koşarlar. Hatta atak gelir de müdahale yapılamaz korkusu ile hastanelerden çok uzaklaşmamaya çalışırlar. Hayat tarzlarını her an hastaneye ulaşacak şekilde programlarlar. Atak olarak hissettikleri belirtilerin psikolojik olduğunu ve aslında gerçekten o hastalığın olmadığını düşünseler de, kendilerini ikna edemezler. Bu konuda çevrenin telkinleri de çok etkili olmaz. Kişi, her atak olduğunda hissettiği hastalığı, tüm gerçekliği ile vücudunun tüm sistemleri ile belirtileri yaşar.


Panik atak, beynin kötü bir şakasıdır
Beyinden sahte bir alarm söz konusudur. Normalde acil ve ani bir hastalık durumunda vücuttaki sinir ağı vasıtasıyla olaydan hemen haberi olan beyin, vücuttaki organların çalışma düzenini bu hastalığa karşı en iyi savunma pozisyonuna hazırlar. Mesela ciddi bir trafik kazasında beyin şalteri kapatır ve bilinçli olmayı ortadan kaldırır. Böylece, kişiyi kaza anının şiddetli fiziksel ve psikolojik travmasından korumaya alır. Bu yüzden ciddi yaralanmalı kaza geçirenlerin hemen hepsi kaza anını hatırlamazlar. Hatta bazen beyin, abartıya kaçar ve birkaç gün ya da daha fazlasını kayıt hafızasından silebilir. Bunların hepsi, organizmayı korumak için yapılır. Çok sevilen bir yakınını kaybeden insanların bir süreliğine kendilerini kaybedip bayılmaları da aynı koruma esasına dayanır. Beyin şok bir üzüntünün kalıcı hasar oluşturmaması için şalteri kapatmaktadır.

Beyin, henüz bilinmeyen bir sebepten dolayı, nöroendokrin sistemi devreye sokarak, vücuda acil hastalık alarmı verir. İşte bu andan itibaren vücudun tüm organları aslında mevcut olmayan bu hastalığa karşı savunmaya geçer. Dr. Mehmet Yavuz, ?Diyelim ki, beyin kalp krizi alarmı verdi. Bu durumda nabız hızlanır, tansiyonda iniş çıkışlar, daha ziyade yükselme yaşanır, terleme olur, kana geçen fazla miktarda adrenalinden dolayı, extremitelerin ısı derecesi düşer, el ve kollarda uyuşmalar olur, vücut beyinden gelen alarma karşı üst düzey savunmaya geçer. Böylece kalp krizi geçirdiğini sanan birey, yaşadığı yoğun ölüm korkusu ile kendini en yakın sağlık merkezine zor atar. Ancak hastanedeki tüm tetkikler kalp krizinin olmadığını gösterir. Kişi bununla da yetinmez olası tüm araştırmaları farklı farklı sağlık merkezlerinde tekrar tekrar yaptırır. Hiçbirinde sonuç farklı değildir. Tüm doktorlar kalp yönünden sağlam raporu vermesine rağmen, bilinmeyen bir zamanda yine aynı sendrom yaşanır. Kişi her defasında ya gerçek kalp krizi yaşıyorsam şüphesi ile yine hastanelere koşar. Bu durum böyle yaşanır durur? diye belirtiyor.

Daha çok kimlerde görülür?
Panik atak hastaları, genelde zeki, mesleklerinde başarılı, iş güç sahibi kimselerdir. Kişilik olarak hassas, kendilerine ve çevrelerine önem veren, dostluklara değer veren tiplerdir. Dolayısıyla panik atak, kişilik zayıflığından kaynaklanan bir durum değildir. Kişinin kendi iradesi ile üstesinden gelebileceği bir durum da değildir. En çok kardiovasküler sistemle alakalı hastalıklar, panik atak olarak karşımıza çıkar, serebrovasküler hastalıklar, mide kanaması, bulaşıcı hastalıklar gibi tablolarla da ortaya çıkabilir. Kişiler görüntülü ve yazılı medya ile internet haberlerinin çok etkisinde kalırlar. Özellikle genç ölümlerle alakalı haberler çok ilgilerini çeker.

Panik Atak tedavisi nasıl olur?
Panik atak tedavisinde ilaç tedavisi, psikoterapi ve TMS uygulamaları, başlıca tedavi seçenekleridir. Panik atak hastaları, mevcut hastalıklarının ömür boyu süreceğini ve hiç iyileşmeyeceklerini düşünürler. Böyle düşünmeleri, atakların meydana getirdiği çöküntüyü daha da derinleştirir. Hâlbuki panik atakların mutlaka tedavisi yapılmaktadır. Belki biraz uzun soluklu bir süreç işler ama sonunda kişi ataklardan kurtulur. İlk aşamada amaç, atakların seyrekleştirilmesi ve şiddetinin azaltılmasıdır. İkinci aşama da ise ataklar tamamen yok edilir.

İlaç tedavisinde antidepresanlar ve anksiyolitikler tercih edilir. Genelde uzun soluklu bir tedavidir. İlaçlar 15 gün sonra tam manasıyla etkilerini göstermeye başlarlar bu yüzden sabırlı olmalıdır. Hastalar iyileştim düşüncesiyle kendi kendilerine ilaçları kesmemeleri gerekmektedir. Aksi takdirde nüksler gelişebilir.

Ağır vakalarda ilaç tedavisinin yanı sıra psikolojik destek ve psikoterapi de uygulanabilir. Ülkemizde gerçek manada yeterli psikoterapistin olmaması tedavinin daha çok ilaçla yapılmasına neden olmaktadır. Psikoterapi de hasta da panik atağa neden olan etkenlerin telkin yoluyla ortadan kaldırılması esasına dayanır. Hastaya panik atakla baş etme mekanizmaları öğretilir. Atağı yatıştıracak nefes alıp verme teknikleri öğretilir.

Özellikle ilaçlara cevap vermeyen ya da tam düzelmeyen hastalar, TMS seanslarını denemelidirler. Manyetik stimülasyonla, depresyon ve panik atak merkezi resetlenerek temelden tedavi imkanları araştırılır. Bu tedavinin bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. Her yaşta hastaya uygulanabilir. Hamile bayanlar gönül rahatlığı ile TMS tedavisi görebilirler. Antidepresanlar gibi kilo aldırıcı yan etkileri olmaz.

Psikoloji

Bütün Psikoloji Haberleri

Boşanma ve Çocuk

Boşanma ve Çocuk

Bu makalede boşanmadan çocuklar nasıl etkilenir, boşanma çocuğa nasıl söylenir gibi konularla ilgili bilgi vermeyi amaçladım.

Panik atak beynin kötü bir şakasıdır!

Panik atak beynin kötü bir şakasıdır!

Gittikçe zorlaşan hayat şartları, yaşanan yoğun stres ve benzeri birçok olumsuzluk ile ortaya çıkabilen 'panik atak', çağın hastalığı haline geliyor.

Öfkeden kurtulmak için 10 ipucu!

Öfkeden kurtulmak için 10 ipucu!

Öfke depresyona yol açan önemli nedenlerden biridir. Dr. David Burns, `İyi Hissetmek` kitabında düşüncelerin yol açtığı öfkeden kurtulmak için on maddelik bir liste veriyor. Listeyi bilen kişi, öfkeden daha rahat kurtuluyor!

100 kişiden biri şizofren

100 kişiden biri şizofren

Şizofreni Dernekleri Federasyon Başkanı Doç. Dr. Haldun Soygür, şizofreninin genellikle 16-25 yaşlarında başladığına ve birçok hastada psikososyal işlevselliği önemli ölçüde bozarak yaşam boyu sürdüğüne dikkati çekti.

Ruhsal travmaya olağanüstü hap

Ruhsal travmaya olağanüstü hap

Şoke edici olayların ardından yaşanan travmayı unutturan bir ilaç geliştirildi.

Dünyada 350 milyon insan depresyonda

Dünyada 350 milyon insan depresyonda

Dünya Sağlık Örgütü'nün 10 Ekim Ruh Sağlığı Günü nedeniyle hazırladığı rapor, çarpıcı veriler içeriyor.

Facebook’un En İyi Sağlık Sitesi
Doktoruz.Biz’i beğen,
Sağlık Alanındaki Gelişmeleri Kaçırma!
facebook.com/www.Doktoruz.Biz
Twitter’ın En İyi Sağlık Sitesi
Doktoruz.Biz’i takip et,
Sağlık Alanındaki Gelişmeleri Kaçırma!
twitter.com/doktoruzbiz

Tıp Sözlüğü (a-z)

İlk Yardım BilgileriSağlık Turizmi

PrevNext
Mustafa Ateşcan

Reiki hangi alanlarda kullanılabilir ?

Mustafa Ateşcan

05.04.2013 22:18:43

Reiki fiziksel, duygusal, zihinsel, spiritüel olsun acı duymayı yatıştırmaya yardımcı olur. Bu,Reikinin iyileştirebileceği anlamına gelir.

Zeynep Erberk

Saç Dökülmesine Kökten Çözüm

Zeynep Erberk

12.02.2013 14:03:15

Kendi kanınız sizi eski saçlarınıza kavuşturuyor. Nasıl mı? PRP( Platelet Rich Plasma) yöntemiyle...

M.Turgay Köse

Alkolsüz İçecekler

M.Turgay Köse

25.01.2013 10:34:39

Su insan yaşamı için oksijenden sonra gelen en önemli öğedir. İnsan yemek yemeden haftalarca canlılığını sürdürebilirken susuz ancak birkaç gün yaşayabilir.

Barbaros Yurdaışık

Horlama kimlerde görülür?

Barbaros Yurdaışık

17.01.2013 17:08:26

Horlamanın en ileri düzeyi uyku apnesi (uyurken nefes tutma) olarak bilinir. Uykusu boyunca kişi sık sık yüksek sesli horlamadan sonra belirli bir süre nefes alıp vermez. Bu durum 10 saniyeden uzun sürerse ve bir saat içerisinde 7 defadan fazla olurs

Murat Karakuş

Bel Ağrıları ve Bel Fıtığı

Murat Karakuş

17.01.2013 16:52:30

Tüm insaların %80 i hayatlarının herhangi bir döneminde bel ağrısı ile karşılaşırlar.

Yonca  Tabak

Alerjik Egzama Kaygı Ve Stres İle Beslenir!

Yonca  Tabak

14.01.2013 17:54:34

Alerjinin oluşum sebeplerinin çok iyi bilinemediği yıllarda alerjik hastalıklar tamamen psikosomatik yani psikolojik durumun bedene yansıması olarak kabul ediliyordu.

Özlem Üstünkaya

Modifiye Pilates Nedir?

Özlem Üstünkaya

14.01.2013 17:37:47

Temelleri birinci dünya savaşına dayanan ve ülkemizde popülerliliği son yıllarda artan pilates artık klinik ortamda da yerini almış bulunmaktadır.

Epilepsi olanların toplantılara katılımları neden az?
Uyarı:

Doktoruz.Biz web sitesinde yer alan her türlü medikal bilgi, yorum, duyuru ve tanıtım faaliyetleri ile ilgili sayfa düzenlemeleri, güvenilirliğine inanılan kaynaklardan elde edilerek derlenmiştir. Doktoruz.Biz de yer alan her türlü bilgi, değerlendirme, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirmeye yönelik olup, hiç bir şekilde kişinin doktorundan bağımsız teşhis ve tedaviye yönlendirilmesi anlamına gelmemektedir. Burada yer alan bilgi ve değerlendirmelerin uygulanması sonucunda ortaya çıkacak doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan Doktoruz.Biz sorumlu olmayacaktır.